Echoes, Lodos, Paydos

 

 

Hayat saçma sapan bir endişe

Böyle konuştu mimetik mümessil

Dalgakıran trollerden sakın kendini

İşit sarkık göğüslü kambur ustaların

bin yıllık sözlerini

diye veriştirdi ardından

İlk söze hızlı bir ecza niyetiyle

çarçabuk dizdi kelimeleri formel bir işveyle

Bin yıllık işlemeye

Bir iç de o geçirmiş oldu bu vesileyle

 

Han kapısı han kapısı

hanım nerededir hanım

handan gayrı handanım

 

Hayatta tutuluyorsun Bahadır

Bir iç de sen geçir bu pejmürde sözlere

Dört kol dört bacak iki kol iki bacak

Şimdi bir Allah iki tırnak

üçü dördü kalmadı.

Allahını iyi sakın bahadır

Tırnaklarını iyi sakın

Saatler eskimiyor artık

Yalnızca dönüyor dönüyor dönüyor

Dön bahadır sen de dön

Söz işit ses eyleme

Düne takla attırıp

-bugüne bir tokat sallayarak-

yarına geldi bahadır

Tam elli yıl yineledi bunu

Sakındı Allahını

Kulağına oturmuş sözleri

Bileklerine indirdi

 

Han kapısı han kapısı

Hanlar içre handanım

Hanidir cânımdan sakındığım

 

Hayat hazin bir telaş

Harlanmak hasebiyle günah

Kaybolmak niyetiyle sükut

Paklanmak... Buna nizam yok

Yok ulu bir dağ.

Ulu bir dağ dilimin altındaki yarıklara

sularını sürükleyecek

İkrar ettiğim dünyadan kalma

kamçı izlerini merhemleyecek serinlik

Kızıl topuklarımı ovuşturacak pınar

Gövdesinde yiğit yurttaşları

Kara gözleri sürmeli kömür karası

Ak saçların imzası

Ve evet sükut

Elbetteki kayıp bir inceliğidir çığlığın

Fark edişin alaca kibrinden mamûl

 

Fark etme fark bil dedi mimetik mümessil

Solgun gırtlaklardan devşirme

Nedir fark

Nereden okumak gerektir

Hangi yıl cevap verecektir bu histerikli soruya

Hangi nesne

Kara dumanları Solingen'in yeterli midir

 

Bakmak gerekir mi yüreğimden kopan cilvenin

Bedenimin neresine konduğuna

Elma kokusundan duyulur mu bu cevap Halepçede

Tınaklarımın uzunluğu mudur rengi midir

Haftanın hangi günü secde ettiğim midir

Neye, kime aldanmam gerektir

 

Kabulde aldanış aldanışta kabul

Aldatmak neticesiyle arınç

Tende kül

Bohçada söz tuttu

Külde töz

Ruhun bölüşken çapraşıklığından yapışık

İşte bu bölü

Bu bölü ruhun kıvrıntısından kopup

Ar damarımda tutuşan

Serin kanları fokurdatan

Düşte dağları ve pınarları susturan

Bölü bu

 

Han kapısı han kapısı

Handanın gözleri sürmeli

Ah göreyim o sevinç gözleri

 

Damarlarının kokusu sızmış Bahadır