Düşüncen sessiz bir sessizlikti. Sessiz bir acı. Tıpkı o gri göl gibi. 

O gri yeşil, o beyaz, boğulmuş ceset gibi.

Kalanlar-Tezer Özlü

Şimdi bir hiçlik uzanıyordu, nehir boyunca. Sakince, kimseyi beklemeyen ve arzulamayan bir hiçlik, nehri boydan boya geçiyordu. Yeşil sular arasında, yeşil otlar, kurbağalar ve yeşil gökyüzü arasında bir hiçlik uzanırcasına geçiyordu. Bütün halkına karşın, bütün dünyaya karşın bir karnaval edasında geçip gidiyordu. Son kez geçip gidercesine bu dünyadan. Bütün rüyaları ile…

***

Şimdi cebimde sayfalarım. Şimdi cebimde cümlelerim, paragraflarım, kelimelerim, sözcüklerim. Hepsini ceplerime doldurdum. Kimseler okumasın, görmesin diye. Kimseler anlamasın diye buruşturup buruşturup ceplerime doldurdum. Bir benliği insanlardan kaçırırcasına karalı ve umutlu bir şekilde.

Artık yazmıyorum. İmgeler bana küstü. Beni artık önemsemiyorlar. Görmezden geliyorlar. İmgesiz kaldım bu koca dünyada. Gerçekler ile baş başa. Acınası ve iğrenesi gerçeklerle baş başa kaldım. Bir başıma kendime yasladım başımı. Buna kalbim dayanır mı sandın. Dayanamaz elbette.

Artık çoğu arkadaş yazmıyor. Artık çoğu arkadaş okumuyor. Anlamıyorlar. Herkes kendince, herkes başka bir gerçeklikte. Ah modern zamanlar dedim. Ah! Ne zamanmışsın be sen! Kendi kendine bütün insanlığı bir o yana bir bu yana salladın. Salladıkça mahvolduk. Salladıkça harap olduk. Ah, ah, salla anasını satayım! Ahım çıkar elbet.

Kimsenin imgesi yok artık. Dedim ya, benimkiler de yok artık. Biliyorum, âşık oldum diye. Biliyorum bir adamı sevdim diye. İmgeler öyle kıskançtır ki, yemyeşil zehirli bir sarmaşık gibi. Bir kere dokundun mu, yandın demektir. Geçmek bilmeyen bir sızı, bir yanma. Bütün tenine işleyen. Acıtan ve zevk alan. Sadisttir imgeler. Seni en savunmasız anında yakalar. Gözlerin yeşilken seni yakalar. Ellerin yolmuş, dudakların kurumuş, saçların yeşillenmişken, bir nehri boydan boya geçerken yakalar seni imgeler.

Bir nehri boydan boya geçiyorum. Yeşermiş sular arasında. Bir insan ağlar arkamdan. İmgelerini kaybetmemiş. Bir insan ağlar arkamdan gözlerinden kan akan. Ellerinden arzu akan biri… Kimsesiz sandığım, kimsesiz olduğum biri, ağlar gözlerindeki kanlarla.

Yazmıyorum artık. Şiir de okumuyorum. Midem bulanıyor artık o içi boş kelimelerden. Manasız cümlelerden… Ben yazamıyorum ya artık bütün sözcüklere düşmanım. Yazamıyorum çünkü kendimi anlatacak bir hikâye bırakmadılar bana. Yazamıyorum çünkü bütün imgelerim yasaklı. Yazamıyorum çünkü bütün insanlıktan nefret ediyorum. Kendimi, kendim olamadığım bir ülkeye hapsetmişim. Çıkamadığım, kurtulamadığım bir pranga.

Şimdi ceplerimde cümlelerim, sözcüklerim, kelimelerim… Şimdi kendim ile baş başa. Bütün yazdıklarımı ceplerime doldurdum. Buruşuk yeşil kağıtlar ceplerimde. Hep yeşil kâğıtlara yazardım. Kimse okuyup anlamasın diye. Yeşillenirdim.

Bir hiçlik, yeşil nehri boydan boya geçiyor. Ofelya gibi. Öyle sessiz, öyle kimsesiz, öyle rüya dolu. Ofelya gidiyor bak! Bir hiçliğe doğru. Ben mi? Ceplerimde yeşil buruşuk kağıtlar ile bir bakmışsın taş bir köprünün başında, bir bakmışsın nehrin yeşillerinde.

 

21 Ağustos ‘25/Eskişehir