Bir rüyada öldüm ben, bir daha uyumadım. Kargalar gözlerimi oydu rüyamda. Bir kadın vardı, tam karşımdaydı. Onu eski bir tüfekle vurdum, kargalar kayboldu. Gözlerim kayboldu. O an anladım uzun zamandır kördüm ben. En son neyi görmüştüm? Seneler önce hatırladığım tek bir anı vardı güneşli bir günden. O eski güneşli gün bile zihnimde dura dura bulutlanmıştı. Öyle kasvetli bir yerdi kafamın içi. Çocuktum, hayattaydım. Şimdi hayatta olmak nasıl hatırlamıyorum. Derim çoktan toprağa karışmış olmalı, gözlerim kargalarda. Yine de bir oda görüyorum ben, zihnimle görüyorum. O odadan hiç çıkamadım zaten. Orada doğdum, bin yıl orada yaşadım ve çoktan çürüdüm, hala oradayım. Ve o kadın, tüfek onun elinde. Odaya girdi, gözsüz baktım ona. Ve gördüm de hala aynıydı. Ağladı, güldü, yere yığıldı. Bir ruh çıktı içinden, duman gibi tüttü. Odaya sindi kadın, oda kadın oldu. Boşluğa baktım yok gözlerimle ellerim yanmıştı. Aklıma bir şarkı geldi. Bir çığlık gibi uzaktan duydum. Tüfek kayboldu. Sorular zihnimden taştı, taşlar yerlere düştü. An'lar geçti gözlerimden, gözlerim yoktu, anlayamadım. Yalnızca ben kaldım, sonrasını bilmiyorum. Şimdi sesimi bile hatırlamıyorum. Çoktan çürüdüm, bin yıl önceydi tüm bunlar, şimdi gözlerimi özlüyorum. Ve o kadını...