Evet, yeniden doğuyorum ölümün soğuk pençesiyle ve oluyorum hayatta olamadığım orgazmı,

Evet, bendeki bu nekrofili değil, ama o mor gelinlikli kadın fetişizmi,

Evet, Eros’tan beridir görülmedi böyle sapkın bir erotizm,

Ve evet, artık hakikati buluyorum, Nihilizmin sarıp sarmaladığı ateizmi…

 

Doğuyorum, kalbimden de öte ruhumun içindeki renk cümbüşüyle,

Bakıp somurtuyor, cennetten alamadığı hazzı cezadan alıp zevklenen adam diyor ki “Ama sen doğdun artık bir lanetle!”,

Bu rengârenk kaderimin bahtsız çemberinde oynuyorum bir bir kırılgan kehanetlerle,

Vücudumu alıkoyamadım uğursuz hayatım boyunca, günahkâr öpüşmelerle…

 

Var üstümde, kat kat ipekten, ipince kızıldan yapılma çarşaflar,

Kar yağar, her gün sızlar kalbimdeki değil de beynimdeki en dar sokaklar,

Çar oldum, birdenbire haykırdı Tanrı’nın infazına gülüveren idamlar ve onlara gül veren mahkumlar,

Var olduğumu zannettim hayatım boyunca, ama midemi bulandırıyor bu var olan var oluşlar…

 

Anlıyorum artık:

Tinim ve betenim ,

bir fahişenin sorgulanamaz namussuzluğu kadar namuslu,

Kalbim ise,

bir dindarın yüce ve sarsılmaz imanı kadar imansız…