Oruç Aruoba(1948-2020) 1973’ten başlayarak Hacettepe, Tübingen, Victoria-Wellington Üniversitelerinde akademisyenlik ve öğretim görevliliği yaptı. 1983’te üniversiteyi terketti, çeşitli yayın kuruluşlarında çalıştı, yazı ve çeviri işleriyle uğraştı. Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rilke, Celan, Hentig, ve Başo’dan çevirileri, felsefe kitaplarının yanı sıra şiir ve şiirsel metinleri de vardır.

Oruç Aruoba Uzak kitabı’nın ikinci bölümü Özlem Çekene Kılavuz’da yazarın sözünü ettiği “Özlem” yazımızın konusu olunca bu sözcüğün hepimizdeki yankılarından Oruç Aruoba’nın kine kulak vereceğiz.

Özlem Çekene Kılavuzun girişi “Babam”ın anısına da “Her ölüm dünyada bir çatlak açar—bir boşluk bırakıp öyle gider her kişi: öteki kişiler de, şimdi, o çatlağı kapatmakla, o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş hissederler kendilerini.” Der ve şöyle noktalar baba özlemini: “Çünkü, ölüm, onmaz; yaşam, onarılamazdır.”

“teselli getirmiyor” dedikten sonra şöyle devam eder “birkaç yudum içebildiğin kahveni birkaç yudum içtim, sen gidince—ama bitirmedim; bıraktım biraz. Sonra yürüdüm. Cadde boyunca. Öylesine amaçsız. Bir yerlere girdim. Oturdum bir süre. Sonra, dışardan, ışığın geldiğini gördüm. Kalktım, çıktım, yürüdüm.

Tatlı huzur ışığımızın yanından geçerken saatimizdi.”

 

Oruç Aruoba “özleyen, özleneni, çok daha ‘önce’de görmüştür”—belki onu bilmeden önce bile özlemiştir—o, “gelmeyeceğini bildiğini”… derken, bekleyen ve gelmeyeni yanımıza getirip oturtur:

 

“Beklemek” ile “gelmek” arasındaki ilişki, “özlemek ile “gitmek” arasındaki ile bağlantılanabilir----bu karşılaştırmaya da, bir yanından “daha” , öteki yanından “artık” belirlemeleri katılabilir.

Beklenen d a h a gelmemiştir, özlenen a r t ı k gitmiştir.

---felsefenin, kendi bilinci içinde ve daha tarihteki ilk biçimlerinde bile, bu

şeye (“bilgelik”) sahip olmadan; hatta hiçbir zaman ulaşılamayacağını

bilerek, onu “sevmek” anlamını içermesi şaşırtıcıdır---bu, herhalde,

felsefenin zaman ile ve insan etkinlikleri ile ilişkileri içinde düşünülmelidir,”

der ve şu şiiri ekler:

 

İki duygu: biri geçmişe yönelik; öbürü geleceğe—biri ötekiyle ilgili; öbürü

kendinle;

Biri bir şeyin hiç olmamış olduğuyla---öbürü artık hiç olmayacağıyla;

Biri geriye yürüyen; diğeri ileriye----

İki duygu: ne yapmalı bunlarla?...

Aralarındaki bağlantıyı nasıl kurmalı—

-şimdi; şimdide?...

 

Ve Oruç Aruoba :

Özlediğin, gidip göremediğindir;

        ama gidip görmek istediğin…

 der…

 

Elbette özlemler ve Oruç Aruoba’nın söyledikleri yaşamımıza katışıp bizimle yürüyecek hep.

                                                                                              

                                                                                               29.05.2026