Ne kadar içimden gelse o kadar içimden gidiyor

Dondurdum anı, her göz kırpışım bir deklanşör

Yer çekimi bahanesi tüm somurtmalarımın

Güneş bahanesi tüm kaçışlarımın…

Ben karanlığı sorsam kendime

Bir aydınlık bulurdum gecelerimde

Huzursuzluğumun adı huysuz bir kedi

Yine de öylesine yumuşak, öylesine çekici.

 

Bir sigara dumanı, bu puslu boşlukta;

Turgut Uyar sanki orada, tam karşımda.

Elinde kalemi, tüm yalnızlığıyla

Dizinin üzerinde kırışmış bir saman kağıdı

Ağzında bir dal sigarasıyla…

Buğulu gözleri,

Yağmurdan sonraki gökyüzü kadar berrak.

Tüm içinde kalanların boş vermişlikleri

Bükmüş kelimelerini kat kat…

Biliyorum; o da yerçekiminden biliyor

Tüm somurtmalarının asıl sebebini.

 

İşte bu yüzden, hep aynı ipe diziliyor

Tutabildiğim tüm kelimeler ve huysuz kediler:

Ya elimden kayıp giden

Ya da anlayamadığım gözlerinden...

Halbuki en içinden geçenleri gözleri söylüyorken,

Gözlerinin dilini konuşamadığım huysuz kediler.