Nihayet bitti dedim. Artık geçmişi unutacak, Ege’de hayalini kurduğum evi alıp mutlu mesut yaşayacaktım. Valizimi hazırladım. Her şey tamamdı. Tren istasyonuna geldiğimde saat 23.00’tü. Beş dakika sonra yepyeni bir hayata adım atacaktım ya da ben öyle zannediyordum. Trenin önce sesi, sonra kendisi geldi. Elimdeki bileti kondüktöre gösterdim. “Gelin benimle lütfen” dedi. İnce uzun bir koridor sonrasında kapıyı gösterdi “burası” dedi. İçerisi iki kişinin anca sığabileceği büyüklükteydi. “Ama burası çok küçük, daralırım” dedim. “Son dakikada alınmış bir bilet, başka bir yerimiz yok maalesef” dedi ve gitti. Bavulumu karşı koltuğa koydum. Yanlamasına oturarak biraz alan kazanmaya çalıştım. Pencereden dışarısı görünmüyordu. Sis iyice çökmüştü. En iyisi uyumaktı. Tam gözlerimi kapadım ki “affedersiniz burası benim yerimmiş, bavulunuzu alabilir misiniz?” Yok artık lafı ağzımdan dökülüvermişti. “Beyefendi lütfen bavulunuzu alır mısınız?” Karşımda sevimli sayılabilecek bir ihtiyar teyze duruyordu. Mecbur bavulu aldım, üst tarafa koymaya çalıştım, olmadı. Yere koydum durmadı. En nihayet kendi koltuğuma koydum, üzerine oturdum. Adının Şefika olduğunu öğrendiğim kadın, hiç durmadan hem konuşuyor hem de örgü örüyordu. Adım neydi? Nereye gidiyordum. Niye gidiyordum? Ne iş ile uğraşıyordum? Bir taraftan cevap vermeye bir taraftan da bavul ile denge sağlamaya çalışıyordum. “Müsaade ederseniz biraz uyumak istiyorum” dedim. “Çok affedersiniz rahatsız mı ettim yoksa?” Cevap vermedim. Başımı cam kenarına doğru çevirdim. Etraf koyu karanlıktı. Uyumaya çalışıyordum, “yarın yeni hayatına başlıyorsun, sık dişini” diyordum içimden ama bu sefer de şişlerin çıkardığı sese takılmıştım. Tıkır tıkır tık…tıkır tıkır tık … Yok, olacak gibi değildi. Sinirlerim gerilmeye başlamıştı bir kere. “Şu Allah’ın cezası örgüyü keser misiniz? Trene bindiğimizden beri ya sabır çekiyorum. Zaten küçücük alan, bavulla alt alta üst üsteyim. Sürekli konuşuyorsunuz, sustuğunuzda da şişleriniz devreye giriyor. Yeter artık” deyip kadının boynuna sarıldım. “Bırakmadınız bir huzurla yeni hayatıma başlayayım. Temiz bir sayfa açacaktım. Ne oldu şimdi daha mı iyi oldu?” Kadının yüzü morarmaya başlamıştı. İşte ne oldu ise o zaman oldu. Göğsümde bir yanma ve ıslaklık hissettim. Gözüm karardı, kanepeye yığıldım “Kimse benim ile bu şekilde konuşamaz. Hele sen asla.” Ses artık uzaklardan gelmeye başlamıştı. “Kocamın kanı yerde kalmadı.” Kadın kapıyı açıp koridorda kaybolduğunda, göğsümde iki şişle son kez nefes alıyordum.