Kaygan yürüyüş ayakkabıdan bilinirse 

Bunda hata ara

Çünkü sadece acıklı mazgal yokuş kalkış desteği aramaz

Hem sen biraz iyisin

Epey bir fanzine dönüyor Zidane’ların

Ağzımıza parmaklarca bal çalmışların yanında

Pekmezliğin iflas getirir

 

Mideye inmiş bir yumruk mangal başında

Boynu bükük kaldı soğan

Rahmet eylenir mi yoksa yağar mı kasıntı

Deniz çıldırınca tartak bulmaz mı kıyı

Asla ile her daim, takmaz mı bir şapka

 

Acaba, acayip, afaki bir soru edatıyla asmak kendini

Portmantoya, yağmurlarla

 

Birikinti zihin, diyalektik süprüntüler fırlatır köpeklere

Çamura düşen karpuz kabuğudur, gemi değil

Ve bu sis, olsa olsa

Götürülen bir suçlunun suratıdır buzlanmış

 

C.C imiş adı, devleti kara para aklamak için kullanıyor

 

Senin kafana yukarıdan birileri tükürüyor bu yağmurda

Saçlarında jöle gibi dağılanı görmüyorsun da

Kimse bana “sen” diyemez biçiminde açıyorsun ağzını

Yüzüne bir flaş patlıyor da kim bilir kaç megacinsel

Sen de bunu epey bir şimşek çaktı sanmıyor musun sanki

Ve bir beygiri tasvir edeyim derken

Fena halde kişner bulmuyor musun kendini

 

Rica ederim o nasıl laf öyle

 

Ben de sana rica ederim gözüm

Seni anadilimde yitiriyorum

Kürt böreği yerken kükürt elliyorum

Diyorlar ki başka bizim ıslandığımız yağmur

Şemsiyeleri yanlış yerde, aile boyu

Seni iptidai kutsallarda yitiriyorum lanet gelsin

Dudağının kenarında sağanak yağmurları taşımak için bir gamze

 

Belki eklemlerin benden güçlüdür

Mütemadiyen eğilip kalkmaktan/yitip gitmekten/basıp geçmekten

Belki sen daha iyi bilirsin bitirmeyi, belki daha çok geçmişsindir bu yollardan

Ahmakları sen ıslatmışsındır ve ben biraz ah etmişimdir mastarlar için

Belki sen bir şiiri benden daha iyi tıkarsın bir tabuta

Ve sayende şiir de öğrenir nefes almadan yaşamayı