Havalar soğudu. İnternet kesildi. Üşümeden hemen önce hırkasını giyindi. Doğalgaz, borcundan dolayı kapanmıştı.  Bir soba buldu, ısıtıcıya su koydu. Isındı.

Bir peynir, ekmek alabildi yalnızca. Karnını doyurdu, ayaklarını göğe uzattı. Böyle dinlenebiliyordu. ‘’Yerler buz gibi,’’ dedi. Soba sadece duvarlara yetiyordu.

Bağlantılar olmadan üç gün geçti. Yaşayabiliyordu. Ya nefesi kesilseydi… Duvarlara sarıldı. Bir adım geri çekilip bölme işlemi yapmaya başladı. Ona ait olmayan kimliklerden tek tek ayrıldı. Geriye kalan bir avuç et parçasını kafatasının içine geri koydu.

‘’Yarın doğalgaz borcunu ödemeliyim, beynim donmuş,’’ dedi. Donmuş bir beyin yararsızdı.