Kirke, gölgelerde kalmış ama parlamasından hiç vazgeçmemiş yalnız ve büyüleyici bir kadındır. Gücü, bilgisi ve bilinci onu toplumun gözünde tehdit hâline getirir. Anlaşılmadığı, sevilmek istediği için köşeye itilmiş, yok sayılmış bir tanrıçadır Kirke. Onun adası yalnızlığın ve sessizliğin mekânıdır. Aynı zamanda bastırılmış arzuların, reddedilmiş bilgeliğin ve görünmezliğe mahkûm edilmiş kadının sembolüdür. Kirke, yok sayılmanın köşeye itilmenin, ötekileşmenin edebi bir simgesi olarak yükselir.  Adasında sessiz ama güçlü bir direniş sürdürür. O, erkek Tanrılar düzeninde yer bulamayan ama kendi düzenini kuran bir kadındır. Kirke’nin doğası, bilgiyle cezalandırılmış kadın arketipine dayanır. Doğayla iletişim kurar, bitkilerden ilaçlar ve büyüler yapar. Bu yönüyle eril dünyanın rasyonel bilgisinden farklı, sezgisel bir bilgi biçimini temsil eder. Ancak bu bilgi, erkek tanrılar tarafından tehdit olarak görülür ve Kirke bir adaya sürülür. Bu ada hem sürgün yeri hem de özgürleşme mekânıdır. Kirke burada kendi bilgisini derinleştirir, doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenir. Bu durum, modern edebiyattaki kadın karakterlerin toplumdan koparak içsel bir bilince ulaşmalarıyla paralellik gösterir.

Türk edebiyatında da direniş sürdüren yok sayılmanın, ötekileştirilmenin karşısında bulunan toplumun tanımladığı kadın kalıplarına sığmayan birçok Kirke bizleri karşılar. Onların seslerini duyuran kadın kalemler; Leyla Erbil, Latife Tekin, Sevim Burak hatta daha eskilere gidersek Halide Edip ve Fatma Aliye gibi önemli sanatçılardır. Onların kalemlerinde sığınılan ada bazen bir evin içi, bazen bir bilinç, bir delilik, bir ideal olmuştur.

Halide Edip Adıvar’ın Handan’ı duygusal ve entelektüel yoğunluğu nedeni ile toplumdan dışlanır. Duyguları ve aklını bir arada kullandığı için anlaşılmaz. Handan’ın fazla düşünen sorgulayan kadın oluşu, Kirke’nin fazla bilen kadın oluşu ile paraleldir. Fatma Aliye’nin kadın karakterleri bilgi ile aşk arkasında sıkışır. Her ikisini birden yaşamak onlar için bir yasaktır. Kadının duygusal bir varlık oluşu ve idealleri arasında seçim yaparken öne çıkardığı aklı ile savaş halinde olması bu kadınları tıpkı Kirke gibi bir adaya çekilmeye zorlar. Kirke adası somut bir sığınakken Fatma Aliye tüm bu kahramanları soyut olan adalarına hapseder. Yani kendi benliklerine. Bu kadınlar arzuların bastırılışı ile hayatta kalırlar. Buradaki Kirke bağlamı, adasında gelen denizci erkekler ona zarar vermek istediklerinde Kirke’nin onları domuza çevirmesi ile kurulabilir. Modern anlatıda yer alan karakterlerimiz de arzularını kendilerine zarar verecek bir tehlike olarak görüp yok saymışlardır. Kirke’nin adası modern kadının bilinci olurken, onun büyüsü bastırılmış ama güçlü arzuların sesidir. Yine Fatma Aliye kaleminden çıkan kadınlar bilgiye ulaşmak ister ama toplum onlara itaati öğretir. Bu durum da Kirke’nin cezalandırılmasına benzer bir mekanizmadır. Kadın güçlendiği anda yalnızlaşır. Toplumda kötü olarak adlandırılır. Leyla Erbil’in Tuhaf Bir Kadın adlı eserinde kahramanımız toplumun dayattıklarını reddettiği için yalnızlaşır. O da Kirke gibi hem bilinçli hem sapkın bulunur. Kirke’nin yalnızlığı, modern kadın karakterlerin kaderine dönüşür. Topluma uyum sağlayamayan düzeni reddeden kadın deli, yoldan çıkmış, tehlikeli olarak damgalanır. Modern edebiyatımız içerisinde yer alan bir diğer güçlü isim Tezer Özlü, tüm anlatı dünyası ile Kirke’nin adasının modern izdüşümüdür. Onun kahramanları örneğin, Çocukluğun Soğuk Geceleri’ndeki kadın toplumdan kopar ama kendi yalnızlığında, itilmişliğinde derin bir farkındalığa ulaşır. Kirke’nin büyü yapması, bu gücü kötüye kullanması tanrılara göre suçtur. Ama bu güç aslında kadının bilgi ile güçlenmesidir. Modern Türk edebiyatında da bu delilik çoğu zaman kadının direniş biçimidir. Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm adlı eserinde yer alan karakter Dirmit, köyün çizmiş olduğu normlara uymayan bir kızdır. Köy tarafından dışlanmış ve görmezden gelinen bu kadın doğayla, kelimelerle, hayallerle kurduğu sıkı bağlar nedeniyle deli olarak kabul edilir ve dışlanır, yok sayılır. Onun deliliği aslında özgürlüğüdür, bilgeliğidir. Kirke düzenin dışında kalan, görmezden gelinen, deliliğe ve yalnızlığa itilen kadın figürlerden biridir. Modern Türk edebiyatı içerisinde kaleme alınmış karakterlerde onun mitolojik mirasını sürdürmüştür. Büyü, yalnızlık, delilik, ötekileşme, direniş onların da kaderinin bir parçası olmuştur. Bu yalnızlaşma karanlığa itilen, köşeye sıkıştırılan her benliğin ve arzunun gücünü toplayarak sesini en yüksek desibelden duyurabilmesinin İnşasıdır. Bu inşa Kirke’nin adasını bir sürgün olmaktan çıkarıp, kadının kendini yeniden bulduğu bir bilinç coğrafyasına dönüşür.