Menü

← Anasayfa
Bir Kadın Susturulursa Takma Adı Konuşur - Nazlı Vayni

Bir Kadın Susturulursa Takma Adı Konuşur - Nazlı Vayni

Edebiyatta kadının yeri, çoğu zaman görünmez bir kalemle yazılmıştır. Sayfalarda var olan ama adı anılmayan, sesi duyulan ama kimliği bilinmeyen bir figür olarak dolaşır kadın edebiyatta. Çünkü ne söylediğinden çok kim olduğu sorgulanmıştır her zaman. Yazmak, kadının kendini var etme biçimiyken bu var oluşun kabul görmesi çoğu zaman bir erkek adıyla mümkün olmuştur. Kadın, kelimeleriyle dünyayı sarsabilecek kudrette olsa da bunu kendi adıyla yaptığında değil, toplumsal kabullerin gölgesinde yaptığında ciddiye alınmıştır. Yazmaya duyduğu tutku ile toplumun biçtiği roller arasında sıkışan kadın, kendi benliğini susturarak başkalarının sesiyle konuşmayı öğrenmiştir. Oysa yazmak, benliğin en derin biçimidir. Bugünün dünyasında kadın artık daha görünür, daha eğitimli ve daha güçlü olabilir. Fakat görünürlük her zaman eşitlik değildir. Modern toplum, kadına söz hakkı verdiğini söylese de çoğu zaman o sesin tonunu ve biçimini belirlemeye çalışır. Peki kadın, kendi adıyla yazabildiğinde özgürleşmiş mi olur yoksa sadece yeni bir biçimde mi denetlenir?

 

Erkek Adlarının Arkasındaki Kadınlar:

Bu noktada kadının yazım yolculuğunda neden bir erkek adının gölgesine sığınmak zorunda kaldığını, hangi toplumsal ve psikolojik baskılarla bunu yaptığını daha iyi anlayabilmek için tarihteki örneklere birlikte göz atmamız gerekecek. Zira bu gölge, ne bir döneme ne de bir coğrafyaya ait. Aksine kadın kalemlerin görünürlük mücadelesi edebiyat tarihinde sessizce varlığını sürdürmüş evrensel bir direniş. Bizse bu direnişin izlerini birlikte süreceğiz.

Fransız edebiyatının en özgür ruhlu kalemlerinden biri olan Almatine Lucile Aurore Dupin, 19. yüzyılın erkek egemen edebiyat çevresine kadın kimliği ile adım atamayacağını çok erken yaşta fark etmiş ve George Sand takma adıyla yazmayı seçmişti. Dupin, pantolon giymesi ve tütün içmesiyle de dönemin katı normlarına başkaldırmıştı. George Sand takma adıyla yayımladığı en bilinen eseri Indianna, kadınların evlilik kurumu içindeki baskılanmışlığını cesur bir dille sorgular. Bu eser yalnızca kurmaca bir metin değil aynı zamanda kadınların kaderine karşı yazılmış bir direniş niteliğindedir.

Charlotte, Emily ve Anne Bronte Kardeşler de Dupin’le aynı dönemde İngiltere’de kadın ismiyle yazmanın ciddiyetsizlikle karşılanacağını acı bir şekilde tecrübe etmiş ve erkek takma adına yönelmek zorunda kalmışlardır. İlk eserleriniyse Currer, Ellis ve Acton Bell adlarıyla imzalamışlardır. Bu seçimle Bronte Kardeşler yazdıkları metinlerin edebi değerlerinin sorgulanmamasını garanti altına almışlardır. Eğer onlar ve bu seçimleri olmasaydı bizler; Jane EyreUğultulu Tepeler ve Wildfell Haul’un Kiracısı eserlerini okuyamayacaktık.

Mary Ann Evans ise Bronte Kardeşler gibi İngiltere’de kadın sesinin duyurulması için erkek kimliğine bürünmenin kaçınılmaz olduğunu bilen yazarlardan biriydi. Evans, George Eliot adıyla Middlemarch’ı kaleme aldı ve bireysel arzularla toplumsal sorumluluklar arasındaki çelişkiyi inceledi.

Pek tabi ki bu durum sadece Avrupa coğrafyasında gerçekleşmedi. Louisa May Alcott da Amerika’da sesini duyurmaya çalışan bir başka kadındı. Kendisi bugün Küçük Kadınlar romanı ile tanınıyor olsa da kariyerinin başında çok daha çarpıcı öykülerini A. M. Bernard takma adıyla yayımlamak zorunda kalmıştı. Violet Paget ise aynı durumu İtalya’da yaşıyordu. O da Vernon Lee adını kullanarak cinsiyet, etik ve sanat konularında döneminin çok ötesinde eserlere imza atmıştı.

Aynı toplumsal baskılar, Avrupa’nın kuzeyinde de Danimarkalı Karen Blixen’i Isak Dinesen adını kullanmaya itmişti. Blixen, en ünlü eseri olan Afrika’nın Dışında romanında Kolonyal Afrika’daki deneyimlerinden beslenen anlatıları okurlarla paylaştı. Blixen konuyla ilgili “Bir masal anlatıcısının cinsiyeti olmamalı. Çünkü hikayeler herkese ait.” Diyerek edebiyattaki cinsiyet rollerine ayna tuttu. Katherine Burdekin de Murray Constantine Burdekin ismi ile “Kadınlar susturuldukça tarih tek sesli kalır. Oysa tek ses, tiranlıktır.” diyerek erkek egemen edebiyat dünyasına başkaldırdı.

Alice Bradley Sheldon ise James Tiptree Jr. takma adıyla Amerika’da bilimkurgu türünde yazıyordu. Sheldon öyle ustaca yazıyordu ki kimse onun kadın olmasına ihtimal vermedi. June Tarpe Mills ise Tarpe Mills adını kullanarak çizgiroman dünyasında kadınlara öncülük etti. Ne yazık ki bu cinsiyet problemleri 2000’li yıllarda da hala devam ediyordu ve bu sebeple Robyn Thurman, Rob Thurman adıyla kitaplarını yayımladı. Chiristina Lynch ve Meg Howrey de aynı dönemde Magnus Flyte takma adını kullanarak eserlerini işbirliği yaparak yayımlamak zorunda bırakıldılar.

 

Kimliğin Geri Alınışı:

Kadınların kimliklerini gizlemek zorunda kalmaları yalnızca geçmişte kanayan bir yara değil günümüzde de biçim değiştirmiş bir sızıdır. Adını gizleyerek yazan kadınlar artık belki de yok ama adlarını açıkça söyleyebilenler bile denetim mekanizmalarının içinde savruluyor. J. K. Rowling örneği de bu paradoksun çağdaş bir yansıması. Joanne, yayınevinin önerisiyle Harry Potter’ı yazan kişinin bir kadın olduğunun belli olmaması adına yalnızca J. K. harflerini kullanmak zorunda kaldı. Çünkü kadın, edebiyatta hala bir eleştiri nesnesiydi.

Benim adım Nazlı Vayni ve bu adı kullanmaktan, bu cümleleri kendi adımla sizlere ulaştırmaktan gurur duyuyorum. Çünkü her kadın; kimliğini saklamak zorunda kalmadan düşünmeyi, konuşmayı ve yazmayı hak eder. Siz de adınızı haykırmaktan ve dünyayı kendi kelimelerinizle şekillendirmekten korkmayın. sesinizi kısmaya çalışanlar çok olsa da sizi duymaya hazır bir dünya var.

 

Kaynakça

Matković, R., & Habrle, T. (2015). Female authors under the mask of a male pseudonym: Some approaches to revealing authors’ gender. European Journal of Language and Literature, 3(1), 69–76. https://www.researchgate.net/publication/318535514_Female_Authors_under_the_Mask_of_a_Male_Pseudonym

Sanders, H. (2023, 6 Mart). Famous female authors who wrote under male pseudonyms. Pan Macmillan Publishing. Erişim adresi: https://www.panmacmillan.com/blogs/classics/famous-female-authors-with-male-pseudonyms

Medium Türkiye. (2025). Yazarın diğer kişiliği – Takma adlar üzerine. Medium. https://mediumturkiye.com/yazarın-diğer-kişiliği-8a7029c5ef70

Bilimkurgu Kulübü. (2023). Bazı kadın yazarlar neden erkek mahlası kullandı? https://www.bilimkurgukulubu.com/edebiyat/edebiyat-uzerine/bazi-kadin-yazarlar-neden-erkek-mahlasi-kullandi/

ÇeviriBlog. (2016, 22 Aralık). Erkek takma isimleriyle yazan 12 kadın yazar. ÇeviriBlog. https://www.ceviriblog.com/2016/12/22/erkek-takma-isimleriyle-yazan-12-kadin-yazar/

 

Fotoğtaf: https://www.textpublishing.com

Gulyabani Dergi Footer