bir isim koyacak olsam Karun derdim sana

fesat istençlerle taşıdığın parmaklarını

sürmezdim suratıma 

elbette hayatı sevgili edinmedim kendime

edinse idim

keserdim tırnaklarımı

oğlanların dövüşmesini izlerdim

kızların koynunda zılgıt sesleri koparken

 

endişeli bir yabancılık çökerdi içime

sana Karun desem

ayak izlerin silinirdi göğsümden

köşe başlarında dikilir yaşamak için bekler miydim

tesadüf der miydim biten her şeye

 

hatırla bölüyü

taş duvarlara aşıksın sen

yüreğin tekmelemekte sırtına sefil bindiğin dürtüyü

hesap ver ve çiz üstünü

çiz üstesinden gelmek dahi istemediğin...

 

yo hayır bir uğur böceği

ancak beneklerinden sevilir elbet

umut veren bir konuşu vardır ele

ayrılışı da kanatlarına doğru hafif bir nefesle

ya da çevredeki en geniş yaprağın ortasına yumuşak bir itişledir

bedende dokunduğu yer işaretlidir

yaşamak katar konduğu yere

 

sana Karun desem bu bir nispet olmaz uğur böceğine

ancak, inceltir elbet kırmızı benekli ruhunu

bir aldanış kopartır

sızı ve serzeniş ürpertir zorunlu duyduğun savaşçı içgüdülerine

Rahat! Hazır ol! Na(a)ş!