Dut ağacında sallanan çılgın elbiseler

Toprağa çarpıp dağılan mor lekelere dönüşecek

Zayıf figürler, iştah, neşe

Dağılan mor lekeler, nefes-siz

 

Mayısta ve birkaç diğer ayda

Bazı sevgililer terk edilecekler

Düştür güç, düştür yaşam, düştür arzu

Bir Hint bülbülünün dikene tutunması

Karıncanın ekmeğini yola savurmasıdır düş-

tü yerde bir mor leke daha.

 

İlmek ucu kaçırılmış pek eskilerden

Anlar, günler, seneler

Sinsi bir cimayla birbirine dolanmış.

Tohum, kaçak bir tohumdur, rastgele

Ökçesi delinmiş bir patikten teni yalar gibi

Soğuk bir ürpertiyi biteviye sürecek kıyılara.

 

Kıyılara, çetin bir çarpışma

Sıkı tutunun, yoldan saptık!

Yoldan saptık kıyılara

Dümeni kıramadık!

Ağır betonlar devrilecek kimilerinin üzerine

Küskün yunuslar dibe vuracaklar.

 

Adı bir hastalıktır sapmaların

Dut ağacından apansız atılmayı

Bekleyememenin adı hastalıktır

Zihinsel işleyiş bozukluğu, bir ağaç dalında

Deccal’in yazarında üçüncü derece frengi

Damarlarda dolaşan kovalarca endişe.

 

Hasta çiçek yüksek kitap rafına

Ters asıldı, kurudu, bir haber.

Yorgun elleri yere sarkmış adam

Yaşayacağı tüm anları tek seferde yuttu

Bir haber.

Karga hain bir saldırı tasarlayıp

Balkondan aşağı itti saksıda sardunyayı

Bir haber.

 

Hayatı evetledim de ben artık yaşım gereği

Çok sefer hayatı evetledim de

Kaçak bir tohum rastgele,

Perdesini destursuz sıyırdı aklımın

Çırılçıplak görüntüler, iniltiler, sesler.

 

Yeni savaş boruları ötüyor karşı düzlükte

Rüyalardan sürükleyip çıkardığın siyah cini

Katillerin gözlerine sürme vaktim gelmiştir.

Size umut vermeyeceğim,

Güzel söz söylemeyeceğim size

Kaçak bir tohum rastgele

-Yeridir- dingin bir uykunun şimdi.