Bak, 

Bu ölüm de tanıdık bize;

Biz, aynı acının sapağına tüneyen,

 Aynı yarayı eşeleyen tünden karaltılarız.

 

Gececil bir lahitte,

sırlı bir betik bu;

Hangi yaşamak yakındı ki uzağımıza?

 

Göğsüyle çeker beni Kiibes,

culurğa sırtlarında.

Boynumda

 kırk boğumlu gümüş kamçı,

 Budanmış kanatlarımla

artık yakınım uzağa...

 

Ben ki;

Gün görmeyen,

ay düşmeyen

karaltının yulasıyım.

 

Koptu dizgin, boşaldı sağrı;

 Eyersiz bir gök yorga

 kişnedi kanımda.

 

Bir sunağın kesik düşüdür bu

sana kanayan;

Rüya içinde uyanmış,

İpekten bir kartal düşüdür bu.